Abdurrahman KOMNYAR da İŞÇİLER ELBİSE ÜCRET  Yazısı

“İş sözleşmesinde var. İşçi işe girerken kabul etti. Kendisine elbise verildi. Sözleşmemiz var.”

Bu tür süslü kelimeler kullanılarak yapılan her kesintiyi hukuka uygunmuş gibi göstermek, yapılan uygulamayı gizlemek ve olağanlaştırmak doğru değildir.

Peki soruyoruz: İşe ihtiyacı olan bir işçinin, işe girerken önüne konulan sözleşmenin maddelerine “Ben bunu kabul etmiyorum” deme şansı gerçekte ne kadardır?

İnsanlar geçinebilmek, kirasını ve faturalarını ödeyebilmek, ailesine bakabilmek için bir iş bulup çalışmaya çalışıyor. İşveren de işe giriş sırasında işçinin önüne birçok evrak koyuyor ve “İmzala” diyor. Sonra da aylar veya yıllar sonra bu imzayı göstererek “Sen bunu kabul etmiştin” savunması yapılıyor.

Bir de işten çıkarılan işçiye “Elbise paranı keseceğim, paranı vermiyorum” denildiğinde burada hangi özgür iradeden ve hangi gerçek rızadan bahsedilebilir?

İşçinin işe olan ihtiyacı, ekonomik zor durumu ve çaresizliği görmezden gelinerek yalnızca attığı imzaya bakılamaz. Sözleşmeye yazılan her hüküm de sırf işçi imzaladı diye kendiliğinden hukuka uygun hâle gelmez.

İşveren, işçinin zor durumundan yararlanarak kendisine haksız bir menfaat sağlıyorsa bunun yalnızca “İşçi ile işveren arasındaki hukuki ihtilaf” denilerek geçiştirilmesini doğru bulmuyoruz. Somut olayın özelliğine göre irade sakatlığı, haksız kesinti, sebepsiz zenginleşme ve diğer hukuki sorumlulukların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Üstelik işçiden gerçekten bir mal veya hizmet karşılığında para tahsil edildiği ileri sürülüyorsa bunun kayıt ve belge boyutu da araştırılmalıdır. Tahsil edilen para kayıt dışı bırakılmışsa vergi mevzuatı açısından da ayrıca incelenmesi gerekir.

Bütün bunların ülkemizde olağanlaştırılmasına karşıyız.

Hayır! İşçinin işe muhtaç olmasından faydalanarak önüne evrak koymak, ardından bu evrakları kullanıp yapılan her kesintiyi meşrulaştırmaya çalışmak normal kabul edilemez.

Dolandırıcılık iddiası söz konusu olduğunda da mesele yalnızca kullanılan süslü sözlere veya sözleşmenin adına bakılarak değerlendirilmemelidir. Somut olayda aldatma, haksız menfaat sağlama ve diğer suç unsurlarının bulunup bulunmadığını savcılık ve yargı makamları değerlendirmelidir.

İşçinin emeği üzerinden haksız kazanç elde edilmesi normalleştirilmemelidir. İşçinin zor durumda ve çalışmaya muhtaç olması, onun hakkının alınabileceği anlamına gelmez.

ELBİSE PARASI ADI ALTINDA İŞÇİLERDEN PARA KESEN FİRMALARA NE ZAMAN OPERASYON YAPILACAK?

Bazı işverenler, işçilere vermekle yükümlü oldukları iş kıyafetlerinin parasını işçilerin maaşlarından kesiyor. İşçiye verilmesi gereken kıyafeti işçiye parayla satmak, üstelik bunu zorunlu tutmak kabul edilemez.

Peki, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu firmaları ne zaman denetleyecek? İşçilerden hukuka aykırı şekilde kesilen paralar ne zaman geri alınacak? Bu uygulamalardan sorumlu olanlar hakkında ne zaman işlem yapılacak?

İş kıyafetleri ve kişisel koruyucu donanımlar konusunda işverenin yasal yükümlülükleri vardır.

İşçinin alın terinden haksız kazanç elde edilmesine karşı etkili denetim yapılmasını ve tespit edilen hukuka aykırılıklar hakkında gerekli işlemlerin başlatılmasını istiyoruz.

ÇALIŞMA BAKANLIĞI’NIN DENETİM ANLAYIŞI DEĞİŞMELİDİR

Bir başka önemli sorun da işten çıkarılan işçilerin çalışma hayatındaki usulsüzlüklere ilişkin şikâyetlerinin denetim sürecinde nasıl ele alındığıdır. İşçi işten çıkarıldıktan sonra yaşadığı hak ihlalleri için sürekli olarak mahkemeye yönlendirilmemelidir.

Her sorunu “Git mahkemede hakkını ara” anlayışına bırakmak etkili bir çalışma hayatı denetimi değildir. İşverenin kayıt dışı ücret ödemesi, hukuka aykırı ücret kesintileri, elbise parası adı altında para alınması, fazla mesainin ödenmemesi, ücretlerin eksik gösterilmesi veya benzeri uygulamalar yalnızca işçi ile işveren arasındaki bireysel bir uyuşmazlık olarak görülmemelidir. Bunların bir kısmı kamu kurumlarının denetim alanına giren mevzuata aykırılıklar da oluşturabilir.

Üstelik “İşçi çalışırken şikâyet etsin” yaklaşımı uygulamada ciddi bir sorun yaratmaktadır. İşçi hâlen aynı işverenin yanında çalışırken, geçimini o işten sağlarken ve işini kaybetme endişesi taşırken müfettiş karşısında ne kadar rahat konuşabilir? İşveren veya yöneticilerin bulunduğu bir ortamda işçinin özgür ve sağlıklı şekilde ifade vermesi nasıl sağlanacaktır?

Denetimin amacı yalnızca şikâyet almak değil, ihlali ortaya çıkarmaktır.

İşçi işten ayrıldıktan veya çıkarıldıktan sonra da somut belge, bordro, banka kaydı, mesaj, puantaj, tanık veya başka deliller sunuyorsa iddialar denetim yönünden incelenebilmelidir. Gerekirse işyerinin kayıtları geçmişe dönük olarak araştırılmalıdır.

Aksi hâlde ortaya çok tehlikeli bir tablo çıkar: İşçi çalışırken işini kaybetme korkusuyla konuşamaz; işten çıkarıldıktan sonra ise “Artık çalışan değilsin, mahkemeye git” denilir. Böyle bir sistem, kötü niyetli işverenler bakımından fiilen denetimsizlik alanı oluşturabilir.

Özellikle elbise parası adı altında hukuka aykırı kesinti yaptığı, ücretleri eksik gösterdiği, işçiye elden ödeme yaptığı veya işçilik haklarını sistematik biçimde ihlal ettiği iddia edilen firmalar etkin biçimde denetlenmelidir.

Çalışma Bakanlığı’nın görevi yalnızca işçiye mahkemenin yolunu göstermek olmamalıdır. Çalışma hayatındaki kanuna aykırılıkların tespiti, kayıt dışılığın önlenmesi ve işçinin korunması için etkili, bağımsız ve gerektiğinde habersiz denetim mekanizması işletilmelidir.

İşçi çalışırken korktuğu için susmak, işten çıkarıldıktan sonra da “mahkemeye git” cevabıyla karşılaşmak zorunda bırakılmamalıdır.

SORUYORUZ: İŞÇİLERDEN ELBİSE PARASI ADI ALTINDA HUKUKA AYKIRI PARA KESEN VE İŞÇİ HAKLARINI SİSTEMATİK ŞEKİLDE İHLAL ETTİĞİ İDDİA EDİLEN FİRMALAR NE ZAMAN ETKİLİ BİR ŞEKİLDE DENETLENECEK?

 

ÖRNEK ŞİKAYET DİLKÇESİ 

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

 

MÜŞTEKİ        : Abdurrahman KONYAR (T.C. Kimlik No: [T.C. Kimlik Numaranız])

ADRES           : Adresiniz

TELEFON       : Telefon Numaranız  0850 380 00 04

ŞÜPHELİ        : ... Güvenlik Hizmetleri A.Ş.

ADRES          : Şirketin Adresi

SUÇLAR     : TCK 157/Hizmet Nedeniyle Emniyeti Suistimal / Emniyeti Suistimal (TCK m. 155) Kişinin Çaresizliğinden Yararlanmak Suretiyle Haksız Yarar Sağlama, Haksız yere kazanç sağlamak (menfaat elde etmek) (213 Sayılı VUK m. 359) ve İlgili Mevzuat

SUÇ TARİHİ    : Maaş Kesintisinin Yapıldığı Tarih / Maaş Dönemi

AÇIKLAMALAR:

Şüpheli firma bünyesinde özel güvenlik görevlisi olarak işe başladım ve bir süre çalıştım. İş akdimin sona ermesini müteakip, son maaşımdan "elbise parası / kıyafet bedeli" adı altında hukuka aykırı şekilde ücret kesintisi yapılmıştır.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu gereğince işveren, işin yürütümü için gerekli koruyucu donanım ve iş elbisesini işçiye ücretsiz sağlamakla yükümlüdür. Kanun açıkça iş elbiseleri için işçiden ücret talep edilemeyeceğini hüküm altına almıştır.

Şüpheli firma, işe giriş aşamasında içinde bulunduğum zor, çaresiz ve geçim kaygısı taşıyan durumumdan (işe muhtaç olmamdan) faydalanarak tarafıma matbu sözleşmeler ve belgeler imzalatmıştır. "Sözleşmede yazıyor" veya "işçi rıza gösterdi" şeklindeki gerekçeler, zayıf konumda olan işçinin çaresizliğinden yararlanılarak yapılan bu hukuka aykırı eylemi ve suçu meşrulaştıramaz.

Şüpheli şirket, mevzuata aykırı olduğunu bilmesine rağmen işçilerin çaresizliğinden faydalanarak haksız kazanç ve menfaat elde etmiş; maaşımdan kestiği bu tutarlar karşılığında tarafıma herhangi bir fatura/fiş düzenlememiş, söz konusu kesintileri maliyeye ve ilgili resmi kurumlara bildirmeyerek Vergi Kanunu'na da muhalefet etmiştir.

Özel hukuk kapsamındaki alacak haklarım saklı kalmak kaydıyla; işbu başvurum şüpheli şirketin ve yetkililerinin işlediği ceza hukuku kapsamındaki suçlara ilişkindir.

Bu başvurum özel hukuk kapsamında alacak talebinden ibaret olmayıp, anlatılan eylemlerin ceza hukuku ve vergi mevzuatı bakımından araştırılması talebidir.

 

HUKUKİ NEDENLER: TCK, VUK, 6331 sayılı İSGK, İİK ve ilgili sair mevzuat.

DELİLLER              : İş sözleşmesi, banka hesap dökümü (maaş kesintisini gösterir döküm), bordrolar, işten ayrılış belgeleri ve sair her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle; zor ve çaresiz durumumdan yararlanarak haksız kazanç sağlayan, ücretimden usulsüz kesinti yapıp vergi mevzuatına aykırı hareket eden şüpheli şirket yetkilileri hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak kamu davası açılmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.

Müşteki

Abdurrahman KONYAR