İzmir-Ege Üniversitesi’nde örgütlü Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası İzmir Şubesi’ne üye sağlık işçileri, Ramazan Bayramı’na nasıl girdiklerini anlattı. Düşük ücretler, ağır vergi yükü, görev tanımlarının belirsizliği ve işyerindeki baskıların bayram sevincini gölgelediğini söyleyen işçiler, geçim sıkıntısının ve çalışma koşullarının yaşamlarını doğrudan etkilediğini dile getirdi.
“Ek iş yapmadan geçinmek mümkün değil”
11 yıllık işçi Özlem Vatan, işyerinde yaşadığı mobbing ve baskı nedeniyle dört yıl önce depresyon geçirdiğini söyledi. Son yapılan toplu iş sözleşmesiyle maaşlarının kısa süreliğine arttığını ancak yüksek vergi kesintileri nedeniyle gelirlerinin hızla düştüğünü belirten Vatan şöyle konuştu: “Toplu iş sözleşmesiyle maaşlarımız ortalama 65 bin liraya çıktı, ancak bunu sadece bir ay gördük. Vergi dilimi çok yüksek olduğu için bu ay elime geçen para 55 bin lira. Ek iş yapıyorum. Kamu çalışanlarının ek iş yapması suç sayılabilir ama bu koşullarda ikinci hatta üçüncü bir iş olmadan nispeten konforlu bir hayat yaşamak mümkün değil. Günde 8 saat işte çalışıyorum, iki saat de ek iş yapıyorum. Ek işle harçlığımı çıkarıyorum.”
İşyerindeki haksızlıkların çalışanları psikolojik olarak da etkilediğini söyleyen Vatan, “Sosyal hayatımızda büyük bir sorun yok ama işyerinde uğradığımız haksızlıklar nedeniyle bir avuç depresyon ilacı içer hale geldik. Benim iki işim var, bayram ihtiyaçlarını az çok karşılayabiliyorum ama herkes benim gibi değil. Çoğu insan ailesinden gelen destekle ayakta kalıyor” dedi.
1.025 lira bayram parası
Bayramın artık eski anlamını yitirdiğini söyleyen Vatan, “Bayram bayramlıktan çıktı. İnsanlar mutsuz. İşteki mutsuzluk eve de yansıyor. Hastanede bayramlaşma oluyor bizi görmüyorlar bile. Hayatta denge lazım ama bu denge bozulmuş durumda. Toplumun büyük bir kısmı zor koşullarda yaşarken küçük bir kesim refah içinde. İnsanlar yaşadıklarından dolayı hayallerinden vazgeçmiş durumda” diye konuştu. Verilen bayram harçlığının yetersizliğine de değinen Vatan, “Bize 1.025 lira bayram parası veriliyor. Bir günlük yevmiyenin yarısı. Ben oğluma giyim alışverişi yaptım bayram öncesi 27 bin lira tuttu. 1.025 lirayla bugün ne alabilirsiniz?” ifadelerini kullandı.
'Rekabet ve çatışma ortamı yaratılıyor'
İsmini vermek istemeyen bir işçi ise kamuda çalışan işçilerin sürekli huzursuz bir ortamda çalıştığını söyledi. “Kamuda işçi sürekli huzursuz. Aldığımız ücret bile göze batıyor, tehdit ediliyoruz. Bırakın Ramazan Bayramı’nı, hiçbir bayrama rahat giremiyoruz. Taşeron döneminde de zordu. Cumhurbaşkanı tarafından kadro verildiğinde düzelir diye düşündük ama şimdi daha kötü bir noktadayız” diyen işçi, işyerlerinde bilinçli olarak memur–işçi çatışması yaratıldığını söyleyerek; “İşyerlerinde rekabet ortamı oluşturuluyor, insanlar çatışma içine sokuluyor. Bu durum giderek daha ciddi boyutlara gidiyor. Yakında çok daha kötü olayların haberlerini duyabiliriz” dedi.
'Bayram ziyaretlerini bile yapamaz haldeyiz'
Ekonomik sıkıntıların sosyal yaşamı da etkilediğini belirten işçi şöyle devam etti: “Eski bayramlar zaten yok, olmasının mümkünatı da yok. Bırakın bayrama özel bir şey almayı, maddi imkansızlıklar bayramların bütün o güzelliklerini yok etti. Eskiden evlerde 25–30 kişilik iftar sofraları kurulurdu. Şimdi bir kişinin gelmesine bile tahammül yok, gelmesin diye küsüyor millet birbirine. İnsanlar maddi imkânsızlıklar yüzünden bayram ziyaretlerini bile yapamaz hale geldi.”
'Sizi kadroya aldık demekle olmuyor'
“Bütün bunları hükümet yanlısı biri olarak söylüyorum” diyen işçi, “Hayatımda başka hiçbir partiye oy vermemiş bir adam olarak söylüyorum; “Sizi kadroya aldık” demekle olmuyor. Özlük haklarımız düzenlenmeli, huzurlu bir iş ortamı ve gerçek bir iş güvencesi olmalı. 20 yıl bir fiil bir işte emek harcamış bir insan bugün sen 4D’lisin diye temizliğe çekiliyor. Meslek kodları olmadığı için işçiyle istediği gibi oynama hakkını kendilerinde görebiliyor. Hukuk adına hukuksuzluk yapılıyor. Kanunen oturduğu yerde hakkı olmayanlar hukuk böyle deme cüretini gösteriyor. Bütün gençliklerini buraya harcamış insanlar hallaç pamuğu gibi sağdan sola atılıyor. TİS’i imzalayan da uygulamayanlar da kendileri… Sırf partili diye liyakatsız bir insanı getirip koyuyorsunuz, gelen size yardımcı olmak yerine bunları yapıyor. Nasıl taraftar toplayacaksın merak ediyorum. Şimdi işçiler bayrama huzursuz giriyor nasıl olacak?” diye sordu.
'Meslek kodları yok, istedikleri yere gönderiyorlar'
6 yıllık işçi Tolga Gerçek ise işyerindeki belirsizliklerin çalışanların moralini bozduğunu ifade etti. “Bayram kültürü ailemizde hâlâ yaşatılıyor, ailece birlikte geçiriyoruz. Ama işyerinde ciddi sıkıntılar var. Görev tanımlarımız yok. İhtiyaç neredeyse oraya gönderiliyoruz. Nöbetimiz olduğunda nerede çalışacağımız bile belli değil. Moral olarak çöküşteyiz” dedi.
'İş kazası geçirdim, uygun göreve geçmem 7 yıl sürdü'
9 yıllık işçi Duygu Tokluoğlu ise yaşadığı iş kazasından sonra uygun göreve geçebilmek için yıllarca mücadele ettiğini anlattı. “2018 yılında iş kazası geçirdim, ayağıma platin takıldı. Temizlik destek personeli olarak çalışıyordum. Görev değişikliği istedim ama ‘kanıtla’ dediler. Yönetimi ikna edip sağlığıma uygun bir göreve geçmem 2025 yılına kadar sürdü. Yani tam 7 yıl” dedi. Bir yıldır danışmada çalıştığını belirten işçi, son yaşanan bir olayda raporuna rağmen izni ve onayı olmadan müdürlüğünün değiştirildiğini söyledi.
'Benim için bayram yok'
“Benim için bayram yok. Geçinemiyoruz. Eve yetemiyoruz. Bir çocuğumuz, bir ailemiz var. İşyerindeki stresle eve gidince ister istemez sinirli ve gergin oluyorsunuz. Bu durum aileye de yansıyor. Burada büyük bir işçi kıyımı yaşanıyor, işçiyi ezmekten başka bir şey yapılmıyor” dedi. Yetkililere de seslenen işçi, “Bunca şey yaşanırken Rektörlük ya da Sağlık Bakanlığı neden bizi sahipsiz bırakıyor? Devlet bize kadro verdi, biz de bu sayede hizmet veriyoruz. Kadro verdiği gibi sahip de çıkılsın, sesimizin duyulmasını ve sorunlarımızın çözülmesini istiyoruz” diye konuştu.
