Abdurrahman KONYAR Yazı dizisi
Ama artık başka bir şeyi de sorgulamanın zamanı geldi:
İŞVERENİN YANINDA DURUP KENDİ İŞÇİ KARDEŞİNE SALDIRAN İŞÇİYE NE DİYECEĞİZ?
Haksızlığa uğrayan işçi arkadaşının yanında durmayan, gördüğü hâlde tanıklık etmeyen kişiye ne diyeceğiz?
Aynı emeği paylaştığı, aynı çalışma koşullarında mücadele ettiği işçi arkadaşını sürekli işverene ihbar eden, ispiyonlayan kişiye ne diyeceğiz?
“Mahkemede tanık olurum.” deyip, sıra gerçekten tanıklığa geldiğinde ortadan kaybolan kişiye ne diyeceğiz?
Daha da kötüsü; işverenin yöneticisi olup işverenin vekilliğini yapan fakat işverenin kendisinden bile daha fazla baskı, zulüm ve zorbalık uygulayan yöneticiye ne diyeceğiz?
Bunların hepsi dönüp dolaşıp aynı yere geliyor:
KİŞİLİK, KARAKTER VE AHLAK.
Çünkü insanın gerçek karakteri, güçlü olduğunda değil; başkasının hakkı yenirken ne yaptığıyla ortaya çıkar.
Bir işçi arkadaşının hakkı yenirken susmak, haksızlığı görmezden gelmek, onu yalnız bırakmak veya sırf kendi çıkarı için işverene ispiyonlamak sadece bir “tercih” değildir. Bu davranışlar işyerindeki dayanışma kültürünü de doğrudan etkiler. Araştırmalar, çalışanların haksızlık karşısında sessiz kalmasında korku, misilleme ihtimali ve örgütsel kültürün önemli rol oynadığını ortaya koyuyor.
ANCAK KORKU BAŞKA ŞEYDİR, ÇIKAR UĞRUNA ARKADAŞINI SATMAK BAŞKA ŞEYDİR.
Hele hele olmayan bir olayı olmuş gibi anlatmak, bir işçi arkadaşını zor durumda bırakmak, sürekli muhbirlik yapmak veya işverene yaranmak için çalışma arkadaşını hedef göstermek çok daha ağır bir ahlaki sorundur.
İşyerinde dedikodu, bilgi saklama, intikam ve sessizlik arasında ilişki bulunduğunu gösteren güncel çalışmalar da var.
Şunu açıkça söylemek gerekir:
İŞÇİ İŞÇİYİ İHBAR EDEREK, İSPİYONLAYARAK, KARALAYARAK VEYA YALNIZ BIRAKARAK GÜÇLENMEZ.
Tam tersine, yarın aynı şey kendi başına geldiğinde yanında kimse kalmaz.
Bugün başkasının hakkını savunmayan, yarın kendi hakkını savunacak insan aramasın.
ÇÜNKÜ EMEK MÜCADELESİNİN TEMELİNDE YALNIZCA KANUN DEĞİL; VİCDAN, KARAKTER, AHLAK VE DAYANIŞMA DA VARDIR.
İşverenin haksızlığı elbette sorgulanmalıdır.
Ama işçinin işçiye yaptığı haksızlık da aynı cesaretle sorgulanmalıdır.
Çünkü hak mücadelesi, sadece kendimize dokunduğunda değil; başkasının hakkı yenildiğinde de ayağa kalkabilmektir.
Asıl karakter de tam olarak burada belli olur.
Abdurrahman KONYAR
581- Güvenlik koruma-iş sendikası
genel başakanı