Başta DİSK, TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ olmak üzere tüm işçi konfederasyonlarını; kamu çalışanı konfederasyonlarını; meslek örgütlerini; gençlik, çevre ve kadın hakları savunucularını; demokrasiden ve emekten yana tüm demokratik kitle örgütlerini ve siyasi partileri:
vergide ve gelirde adalet,
hakça emekli maaşı,
insanca yaşanabilir asgari ücret,
işçilerin örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması,
kişi hak ve özgürlüklerine, konut dokunulmazlığına yönelik saldırıların son bulması,
muhalif kesimlere yönelik siyasi operasyonların durdurulması
taleplerini yükseltmek ve milyonlarca emekçinin ortak çıkarları için ivedilikle bir araya gelerek oluşturulacak bir program etrafında samimi ve ilkeli bir mücadeleye çağırıyoruz.
Çağrının ardından ilgili kurumlarla görüşmeler ve açık çağrılı toplantılar yapılması beklenirken, 22 Ekim’de yayımlanan yeni bir açıklama ile 29 Kasım’da Kartal’da bir miting kararı alındığı duyuruldu. Üstelik bu yeni açıklamada 16 sendikadan yalnızca 11’inin imzası yer alıyor, 5 sendikanın imzasını çektiği görülüyor.
İlk çağrıda “Bank-Sen, Basın-İş, Birleşik Metal-İş, BTO-Sen, Cam Keramik-İş, Dev Yapı-İş, Dev Turizm-İş, Enerji-Sen, Gıda-İş, Güvenlik-Sen, İletişim-İş, Limter-İş, Nakliyat-İş, Sine-Sen, Sosyal-İş ve Tümka-İş” sendikalarının imzası yer alırken, karar deklere edilen ikinci çağrıda Enerji-Sen, Gıda-İş, Dev Turizm-İş, Cam Keramik-İş ve İletişim-İş sendikalarının imzası yer almıyor.
Ortak mücadele çağrısı yapılmışken, çağrıcılara yeni özneler ekleyerek genişletilmek bir yana daralmış bir bileşimle bir karar alınıp ilan edilmesi kafalarda şu soruları uyandırıyor:
Çağrıda seslenilen konfederasyonlar, meslek örgütleri, bağımsız-mücadeleci sendikalar, gençlik, çevre ve kadın örgütleri, emekten yana kitle örgütleri ve partiler ile bir süreç neden işletilmedi?
Eğer ilk çağrıda imzası bulunan DİSK üyesi 16 sendikanın tamamına ve kamuoyuna açık olmayan görüşmeler ve toplantılar yapıldı ise, ortaklaşma çağrısının ve karar mekanizmasının sınırları kimleri kapsayıp kimleri dışlıyor?
Sınıf hareketine yön vermeye aday bir inisiyatifin sınırları DİSK üyesi sendikalar ile mi sınırlı tutuluyor? Değilse, çağrıcılar neden DİSK üyesi sendikalarla sınırlı? Öyleyse, ortak mücadele çağrısı bir konfederasyon içi meselede araçsallaştırılıyor mu?
Sınıf hareketinin ve toplumsal muhalefetin en geniş bileşenine yönelik bir ortak mücadele çağrısı yapıp ortaklaşmayı beklemeden karar alan inisiyatif sahiplerinin, kamuoyunu nasıl bir “ortak mücadele”ye çağırdıkları konusunda aydınlatıp aydınlatmayacakları merak konusu.