AYM, ceza alan memurun işten atılmasını hak ihlali saydı

Anayasa Mahkemesi 'zimmet', 'resmi belgede sahtecilik' ve 'güveni kötüye kullanma' suçlarından yargılanıp ceza alan; ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen zabıta memurunun idari soruşturma sonunda işten atılmasını hak ihlali…

Özel Güvenlik İşçi Hakları

Nevşehir'in Ürgüp ilçesinde zabıta memuru Ekrem A., pazar yerinde toplanan işgaliye ve etiket bedelleri ile ilgili olarak tahsildar makbuzlarının aslına ve dip koçanına farklı rakamlar yazmak ve kayıt dışı pazar etiketi bastırmak suretiyle gelir elde ettiği suçlamasıyla yürütülen idari soruşturma sonucunda, 'memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak' suçlamasıyla devlet memurluğundan çıkarıldı.

Ekrem A. hakkında aynı zamanda 'zimmet', 'resmi belgede sahtecilik' ve 'güveni kötüye kullanma' suçlarından kamu davası açıldı. Nevşehir 13'ncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan Ekrem A, önce 5 yıl ardından da indirim hükümleri uygulanarak 1 yıl 8 ay 25 gün hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, sanığa verilen cezanın 2 yıldan az olması nedeniyle, oluşan zararları gidermiş olduğundan bir daha suç işlemeyeceği kanaatiyle, hükmün açıklanmasını geri bırak

İDARE MAHKEMESİ BAŞVURUYU REDDETTİ

Bunun üzerine Ekrem A, avukatı aracılığıyla memurluktan atılması yönündeki kararın iptali için Kayseri 1'nci İdare Mahkemesi'ne dava açtı. Mahkeme davayı reddetti. Kararda, söz konusu suçun sabit olduğu, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte bulunduğunun anlaşıldığı ifade edilerek, "Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır" denildi. İdare Mahkemesinin kararı Danıştay tarafından onaylanarak kesinleşti.

ANAYASA MAHKEMESİ HAK İHLALİ SAYDI

Ekrem A., hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan ceza yargılaması esas alınarak davanın reddedildiğini, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilgili kanun uyarınca aleyhine hukuki sonuç doğurmaması gerektiğini belirterek, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürerek Anayasa MAhkemesi'ne (AYM) başvurdu. Başvuruyu inceleyen yüksek mahkeme, Anayasa'nın ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) ilgili maddelerine atıfta bulunup 'Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz' ve 'Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder' maddelerini hatırlattı. Mahkeme, ilgili başvuruda Anayasa'nın 36'ncı maddesi ile 38'nci maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine, bir üyenin karşı oyu ile oyçokluğuyla karar verdi.

Kararda, "Masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin devreye girdiği somut başvuruda Anayasa'nın 36'ncı ve 38'inci maddelerinin uygulanabileceği sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla ihlal iddialarının Anayasa ve AİHM Sözleşme'nin ortak koruma alanının kapsamında yer aldığı, bir başka ifadeyle başvurunun, Anayasa ve AİHM hükümleriyle konu bakımından bağdaşmazlık göstermediği anlaşılmaktadır. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir" denildi. KARAR EMSAL NİTELİĞİNDE Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu kararın emsal niteliğinde olduğunu belirterek, "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hukuki sonuç doğurmayacağından, sadece bu hüküm esas alınarak İdare Mahkemesine açılan 'memuriyetten ihraç kararının iptali' davasının reddedilmesi, masumiyet karinesinin ihlali olarak değerlendirmiştir. Yani mahkemeden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı alan kişilerin memuriyetten ihraçlarına ilişkin açmış oldukları idari davanın sadece bu karar esas alınarak reddedilmesini hukuka aykırı bulmuştur" dedi.