2015 Bütçesi ve Asgari Ücret Çalıştayı” başarıyla tamamlandı

Özel Güvenlik İşçi Hakları

Akademisyenlerin, sendika uzmanlarının ve basın emekçilerinin katılımı ile gerçekleştirilen Çalıştay’ın öğleden önceki oturumlarında Prof. Dr. Aziz Konukman “2015 yılı bütçesi ve hükümetin dönüşüm programları”, iktisatçı Mustafa Sönmez ise “Asgari ücret sürecine giderken güncel durum” başlıklarında çerçeve sunuş yaptı.

Öğleden sonraki oturumlarda ise katılımcılar hem bütçe hem de asgari ücret süreci ile ilgili görüş ve önerilerini dile getirdiler.

Bütçenin ve asgari ücret bağlamında uygulanan ayrımcı politikalara hem cinsiyet eşitsizliği hem de bölgesel eşitsizlikler temelinde vurgu yapıldı. Çocuk, göçmen ve kadın emeğinin konumu sorgulandı.

Bütçe hakkı yok sayılıyor

Prof. Dr. Aziz Konukman sunuşunda, bütçe hazırlık sürecinde verilen sürelere uyulmadığını, bütçenin tartışılmasına vakit bırakılmadan sürecin başladığını söyleyerek bütçe hakkının bu yolla yok sayıldığının altını çizdi. Orta vadeli program, Mali Program, Bütçe ve açıklanan dönüşüm programı arasında ciddi çelişkilerin olduğuna işaret eden Konukman, hükümetin 25 başlıkta açıkladığı ekonomik dönüşüm programının bir itiraf niteliğinde olduğunu belirtti. Bütçenin özellikle sağlık endüstrisi, kentsel dönüşüm, kamu hizmetlerini ticarileşmesi ve savunma başlıklarında ele alınabileceğini söyleyen Konukman, yeni kamu işletmeciliğinin ise özel kamu işbirliğine dayalı olduğunu anlattı.

AKP’nin sosyal politikası yok

Mustafa Sönmez ise yaptığı sunuşta AKP’nin ekonomi politikası ve sosyal politikasının olmadığının altını çizdi. Mevcut tek bir politikasının bulunduğunu, her şeyi bu politikaya göre yeniden örgütlediğine işaret etti. Bu politikanın son derece bütünlüklü ve tutarlı olduğunu ifade eden Sönmez, daha da önemlisi seçmen tabanını konsolide eden ve rıza üreten bir sürekliliği de sağladığına işaret etti. Sönmez’e göre bu politika hem uluslar arası konjonktürün hem de devraldıkları politik yapının mirası durumunda ve AKP bu mirası çok iyi kullandı. Sunuşta asgari ücretin gelişim seyri konusunda çeşitli istatistiklere yer verildi.

Çalıştayda öne çıkan başlıklar ve önermeler şunlar oldu:

İşsizlik ve borçlanma dinamikleri asgari ücreti belirliyor. Asgari ücret aynı zamanda ücretlerin belirlenmesinde parametre olarak öne çıkıyor. Enflasyona endekslenen ücret artışları ücretleri baskı altına alıyor. Enflasyon insanların gerçek enflasyonunu temsil etmiyor. Bununla birlikte istatistiklerde asgari ücretin değerinin enflasyon karşısında son dönemde arttığı görülüyor… Ancak asgari ücret son derece düşük bir seviyede olduğu için bu artış asgari ücretlinin sorunlarını çözmediği gibi saat ücreti dikkate alındığında uluslar arası karşılaştırmalarda olduğundan daha yüksek bir değer olarak olarak görünüyor. Asgari ücretin yeniden tanımlanmasında özellikle kadınların ev-içi karşılıksız emekleri ile bakım yükleri konusu göz ardı ediliyor. Bölgesel eşitsizlikleri görmezden gelmeyen bir bölgesel asgari ücret karşıtı söyleminin kurulması bir gereklilik olarak kendini dayatıyor. Tüm esnek-yarı zamanlı-cağrı üzerine çalışma, kayıtdışı vb gibi düzenlemeler söz konusu olduğunda asgari ücret işlevsiz kalıyor. Bu söyleme karşı asgari ücretin insanca yaşam ücreti olması için mücadele etmek gerekiyor. Bütçe konusunun ayrıntılı bilinmesi son derece önemli. Gölge bütçelerle aktarılan fonlar üzerinde denetim ısrarı önemli. Kadınların bütçeden aldıkları paya ilişkin bilgi bulmanın zorlukları var… Asgari ücretin belirlenmesi süreci bir orta oyunu durumunda. Göçmen işçilik ve çocuk emeği asgari ücretin belirlenmesinde baskı unsuru haline getirilmeye çalışılıyor. Göçmen işçilerin sorunları göz ardı edilirken, çocuk işçiliğin önüne geçilmesi için gerekli tedbirler alınmıyor. Asgari ücretten vergi alınmaması talebi doğru bir talep değil. Vergi vatandaşlık sürecini belirleyen bir unsur. Asgari ücretlinin ücretinden ele geçmeden kesilen vergi ve primler, işçinin söz konusu ödemeleri konusunda bilgiye sahip olmaması ve bu haklarına sahip çıkmaması sonucu doğuruyor. İşverenler işçinin ücretinden keserek işçi adına devlete ve SGK’ya ödediği tutarı kendisinden kesiliyormuş gibi algılıyor. “vergi dışı kalma” söylemi ile işçinin ücretinin eline geçmeden vergi olarak ödediği bu kısımına el koyma arayışında. Emekgücünün yeniden üretiminin tamamen metalaşması ve sertifikasyon gibi yeni masraflar giderek daha fazla işçinin üzerine yıkılıyor.

Çalıştay DİSK’in aralık ayında yapacağı eylem ve etkinliklerde bütçe ve asgari ücret süreçleri ile ilgili olarak öne çıkarması gereken başlıklar tartışılarak sona erdi.