Şortlu kadına tekme davasında karar Özel güvenlik görevlisine 3 yıl 10 ay hapis cezası verildi

Kamuoyunda 'Şortu kadın davası' olarak bilinen hemşire Ayşegül Terzi'ye yapılan saldırı davasında karar çıktı. Ayşegül Terzi'ye saldıran Abdullah Çakıroğlu'na 3 yıl 10 ay hapis cezası verildi. Cezada indirime gidilmedi.

Özel Güvenlik İşçi Hakları

Tekme atan Abdullah Çakıroğlu, 9 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davada 3 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkeme, özel güvenlik görevlisi Abdullah Çakıroğlu’na, ‘Basit yaralama' , ‘İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme' ve ‘Hakaret' suçlarından cezayı üst seviyeden verirken sanığa herhangi bir indirim uygulamadı.

sortlu8801

Anadolu 40. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasına, tutuksuz sanık Abdullah Çakıroğlu ve avukatı Şemsi Dak ile müşteki Ayşegül Terzi'nin avukatları katıldı,

 

Davaya müdahil olarak katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Türkiye Barolar Birliği, İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi, İzmir Barosu Başkanlığı ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatları da duruşmada hazır bulundu.

Duruşmada, tekmeli saldırıya maruz kalan hemşire Ayşegül Terzi’ye ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan raporun mahkemeye ulaştığı ve hazırlanan raporda, “Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durumun olmadığı, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu, vücudunda kemik kırığı tanımlanmadığı, yüz sınırları içerisinde cilt bütünlüğünü bozan travmatik lezyon tarif edilemediğinden yüzde sabit iz tespitinin yapılamadığı, organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik veya fonksiyonel bozukluk tespit edilemediği oy birliği ile mütalaa olunur” denildiği belirtildi.

Kurumu’ndan müvekkillerinin olay nedeniyle basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ruhsal ve fiziksel saldırıya maruz kaldığına dair rapor aldıklarını belirterek, “O raporda, ruhen ve fiziken geçirmiş olduğu travmanın, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği belirtiliyor. Bu nedenle Adli Tıp Kurumu’ndan gelen raporu kabul etmiyoruz” dedi.

“KENDİMİ TUTAMADIM, İSTEM DIŞI BİR DAVRANIŞTA BULUNDUM’

Duruşmada söz alan sanık Abdullah Çakıroğlu, olaydan önce 2-3 gece 60 saat kadar nöbette kaldığını ve bu nedenle hastalığının nüksettiğini savunarak, “Karşı taraftaki kadın müstehcendi. İki-üç kişilik yer kaplıyordu. Kendisini uyardım, ‘aile var’ dedim. Bana göz işareti yaptı, hangi anlamda bilmiyorum. Kulağında kulaklık vardı. Ben kendimi tutamadım, istem dışı bir davranışta bulundum. Yaptığımı doğru bulmuyorum. Pişmanım. Hastalığımın neticesinde ortaya çıktı. Kendi kendime konuşma hallerim artmıştı. Hastalığın etkisi büyük oldu. Küfür söylemleri bana ait değildir. Bire beş katılarak söylenmiş abartılı sözlerdir. Ben, küfre karşı savaş açmış insanım. Ben kesinlikle küfürlü konuşmam 60 saat nöbet tutmamı kimse göz önüne almıyor. Böyle nöbet tutsunlar da, bu hallerini yani psikolojilerini görelim” dedi.

Abdullah Çakıroğlu'nun avukatı Şemsi Dak ise, “İstanbul Üniversitesi raporunu kabul etmiyoruz. Rapor, kamuoyu baskısıyla alınmıştır, bu konuda yasal değişiklik yapılmıştır. Bu konuda yasal değişiklik yapılmış ise İstanbul Üniversitesi'ne baskı yapılması muhtemeldir. Çeşitli ilişkiler kullanılarak bu rapor aldırılmıştır. Mağdurun ruh sağlığı zarar görmemiştir. Müvekkilimin bir tek eylemi ve suçu vardır. O da, ‘kasten yaralama' suçudur. Şayet ceza verilecekse bu suçtan ve en alt sınırdan verilmelidir. Diğer suçlardan beraatini talep ederiz” dedi.

İLGİLİ HABERAyşegül Terzi'ye saldırı davasında kritik rapor

Ayşegül Terzi'ye saldırı davasında kritik rapor

Müşteki Ayşegül Terzi'nin avukatı Birsen Baş Topaloğlu da, “müvekkil ile sanık arasında herhangi bir konuşma geçmemiştir. Sanık, soğukkanlılıkla yerinden kalkıp müvekkilimi tekmelemiştir. Sanığın eylemi sadece Ayşegül'e değil, toplumda bütün kadınlara karşı olmuştur. Sanığın duruşma aşamasındaki ifadeleri ceza ehliyetinin tam olduğu yönündedir. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmiştir. Kişilerin din ve vicdan giyimlerini eleştirmiştir. Kişilerin inanç, düşünce ve kanaat hürriyetlerini kullanmasını engellemiştir. Mini etek veya şort giymenin haksız tahriki olmaz. Burada verilen cezanın mağdur açısından tatmin, sanık açısından ceza kriterlerine uygun olması gerekir. Bu olaydan sonra buna benzer olaylar yaşanmıştır. Giyim tarzı nedeniyle erkekler kendilerini müdahalede haklı görmektedir. Verilecek cezanın, kamu güvenliğini tesis eder şekilde kadınların rahatça sokakta dolaşacak şekilde olması gerekir. Sanığın azami hatten cezalandırılmasını talep ederiz” dedi.

Duruşmada son sözü sorulan sanık Abdullah Çakıroğlu, “Kadın otururken kilodu görünüyordu. Devletimizin kırmızı çizgisini öğrenmek istiyorum. Burası bir İslam ülkesi. Zaten gayrimüslim oldukları anlaşılmıştır. Beni tahrik ettiler. İlaçları alamamamın da etkisi vardır” dedi.

Mahkeme Hakimi Nuri Kaplan, sanık Abdullah Çakıroğlu'nu, ‘Basit yaralama' suçundan 8 ay, ‘İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme' suçundan 2 yıl ve ‘Hakaret' suçundan da 1 yıl 2 ay olmak üzere toplamda 3 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırdı.

Sanık Abdullah Çakıroğlu'na, ‘İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme' suçundan ceza verildiği için ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar veren Mahkeme Hakimi, sanığın cezalarında ise herhangi bir indirim uygulamadı.

Duruşmanın ardından, müşteki Ayşegül Terzi'nin avukatları ve destek için gelen İstanbul Kadın Meclisi üyesi bir grup, adliye dışında basın açıklaması yaptı. Terzi'nin avukatı Hale Akgün, “bugün çıkan karar kesinleşmiş karar değil. Kararda takdiri indirim sebeplerinin kullanılmamasını ve asgariden ceza verilmemesini olumlu yönler olarak görüyoruz. İsnat edilen suçların biri dışında hepsinden ceza verilmiştir. ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama' maddesinden ceza verilmemiştir. Bunun için de gerekçeli karar açıklandıktan sonra nasıl bir tavır sergileyeceğimizi kararlaştıracağız” dedi.

Ayşegül Terzi'ye destek vermek için adliyeye gelen İstanbul Kadın Meclisi adına açıklama yapan Dilber Sünnetçioğlu da, “Bizim için güzel bir karar oldu. Sanık, Ayşegül Terzi'yi otobüste tekmeledikten sonra başka yerlerde de kadınlara karşı bu hareketi yapanlar oldu. Kadınlarımız, ‘bize de yapılabilir mi?' diye endişe yaşadı. Hepimiz tehlike altındaydık. Güzel bir karar çıktı bence. Bu kararın, diğer davalarda da emsal olmasını diliyoruz. Böylece, gelen geçen kadının kıyafetine bahaneler bularak saldıracak olan kişilere de ders olur umarım” dedi.

“Kıyafete, şortuma, hayatıma karışma” şeklinde slogan atan grup, daha sonra adliyeden ayrıldı.