LC Waikiki işyeri komitesinden sendika uzmanı Aksu'ya çağrı

LC Waikiki işyeri komitesi adına Deniz Sak, Sendika Uzmanı Başaran Aksu'nun umutsen.org'da yayımlanan yazısına yanıt verdi

Özel Güvenlik İşçi Hakları

Elime umutsen.org internet sitesinde yayınlanan Başaran Aksu imzalı bir yazı geçti ve bu yazıyı büyük bir şaşkınlıkla okudum. Bir insanın bu kadar rahat bir şekilde gerçeklerden kopmasının ve işçilerin emeklerini kin öfke ve nefretle bu kadar ayaklar altına almasının nedenini anlamakta zorlanıyorum. Yazdığı yazının bir bölümünde benim bizzat içinde olduğum olayları çarpıtarak aktarmış. Buna çarpıtma denmez gerçi ama...

“...Örgütlenmenin dördüncü ayında Liman-İş’in işyerinde işçileri üye yapmaya çalıştığını öğrendik. Liman-İş’le iletişim kurmuş bir işçiyle Esenyurt’ta görüştük. İşçi, örgütlenmenin Liman-İş uzmanları eliyle başladığını kendilerinin tercihinin Liman-İş olmadığını ancak uzmanların daha önce DİSK’in işkolundaki ilgili sendikası Limter-İş’in Genel Başkanı Kamber Saygılı’yla görüştüklerini, ancak Saygılı’nın uzmanlara ‘kendilerinin toplu sözleşme yapma yetkilerinin olmadığını dolayısıyla toplu sözleşme yapabilen Liman-İş’te örgütlenmelerinin daha doğru olacağını, Liman-İş örgütlenmesi başarıldığında işyerinde sandık kurup topluca Limter-İş’e geçilebileceğini’ söylediğini anlattı. Abes olduğu bizce açık olan bu durumu teyit için telefonla aradığımız Saygılı bize ‘bu içerikte herhangi bir görüşmenin olmadığını, ülke barajını aşabileceğimiz bir işyerindeki örgütlenme talebini geri çevirmemiz gibi akıl dışı bir durumun söz konusu olmayacağını’ söyledi. Sarı sendikanın doğan görünümlü şahin uzmanlarınca işçilerin kandırıldığı tescil edilmiş oldu. İşçi arkadaşa bu sendikanın iç yüzünü aktardık. Sonra DGD-Sen sitesinde konu ile ilgili işçileri uyaran bir çağrı yayınladık. Bir hafta sonra Liman-İş henüz otuz kırk işçiyi üye yapmışken depo önünde bildiri dağıtmaya başladı. Sonrasında işten atılmalar oldu ve Liman-İş Genel Başkanı gibi AKP’li olan LCW patronu Liman-İş yöneticilerinin iş bitirici önerileri ile büyük bir akçeli operasyonla 3000 çalışanını bir gecede iş kolumuzdan alıp en kalabalık iş kolu olan (10 Nolu İşkolu) ticaret, büro, eğitime aktardı. Ancak “işçici” uzmanların “sınıf siyaseti” burada bitmedi. İşçilerin aktarıldığı iş kolunda DİSK’e bağlı Sosyal-İş, Türk-İş’e bağlı Tez-Koop İş ve Koop-İş bulunmasına rağmen sarı sendika standartlarının bile altında olan Hak-İş’e bağlı Öz Büro-İş Sendikası’na (bu sendikanın sosyal medya hesaplarına bir dakika göz atmanız haklarında kanaat oluşturmak için yeterli) işyerindeki işçileri örgütlemeye başladılar. Yetenekli ve “evrensel” sınıf hareketine bağlı bu uzmanlardan birine neden Öz Büro-İş’i tercih ettiklerini sorduk. “DİSK-Sosyal-İş Başkanı ile konuştuk yanaşmadı” diye bize yalan söylediler. Kuşkusuz bu yalanı Öz Büro-İş’e işçileri üye yaparken temel ikna argümanı olarak kullanıyorlardı. Sosyal-İş Genel Başkanı Metin Ebetürk, “söz konusu LCW örgütlenmesi konusunda aramızda bu yönde herhangi bir diyalog geçmedi aksine biz her yerde örgütlenmeye çalışıyoruz, örgütlenme önerisini geri çevirmek gibi bir suçlama, ahlaki yanı bir yana akıl ve gerçek dışı bir şey” diyerek bunun yalan olduğunu daha sonra ortaya koydu...”

Yukarıdaki Başaran Aksu’nun yazısından alıntıdır. Aksu’nun bahsettiği LCW depo işçisi benim. 15 dakika süren görüşmeyi yaptığımız DGD-Sen uzmanı da Başaran Aksu’ydu. Böyle bir görüşme olduğu doğrudur ancak geriye kalanların hepsi uydurmadır. Ben ve komitemizde yer alan tüm arkadaşlar süreci bilmektedir ve Aksu’ya açık çağrıda bulunuyorum, eğer art niyetli değil ve patronlarla işbirliği içerisinde değil ise bu yanlışını gelip LCW depo komitemiz önünde arkadaşlara izah ederek gidermeye çalışmalıdır. Kendilerinin Liman-İş Sendikası ile bir hesabı olabilir, kin ve düşmanlık besliyor da olabilir. Ama bu öfkesini kusarken, biz işçileri alet etmesi ve olmayanları yazıp çizmesi düpedüz sarı sendikacı tutumundan da beter bir yaklaşımdır.  

Yazısındaki saptırmalara gelelim.

- Liman-İş Sendikası’nın uzmanları LCW işçilerinin örgütlenmesi için bize gelmediler, biz işçiler yaptığımız araştırmalar sonucu en uygun sendikanın Liman-İş olduğuna kanaat getirdik ve üye olmaya karar verdik. Sendikanın uzmanları ve Genel Başkanı Önder Avcı ile yaptığımız görüşmelerde bize “İşyerinizde bir komite kurun, söz yetki karar sizde olmalı. Sendikacının rolü işçiye yol göstermektir işçi kendi birliğini sağlar emeğine sahip çıkarsa kazanır” dediler. En başından beri komitemizin eğitimlerini yaptılar ve her aşamada bizler ne karar aldıysak uyguladılar. Bildiri çıkarma kararını da biz aldık, yapılan eylemlerin kararını bizler aldık ve sendikamızla birlikte uyguladık. Her aşamasında komitenin iradesi tanındı ve komitenin gelişimi için Liman-iş Sendikası çaba gösterdi.

- Esenyurt’ta yapılan görüşmede “Sendika uzmanları bize Kamber Saygılı ile görüştü, bunları bunları söyledi” gibi bir ifademiz olmadı. Yazılanlar tamamen hayal ürünü ya da büyük bir art niyetli komplonun ürünüdür. DGD-Sen’in LCW depolarında örgütlenmesi yoktu. Biz çalışmalarımızı başlattıktan sonra birkaç arkadaş üzerinden bazı söylemler duyduk, hepsi bundan ibaretti. Bu görüşmede Aksu bize “Evet biz baraj altındayız, 2017’de barajı aşacağız, örgütleniyoruz” gibi şeyler söyledi. Ben de Liman-İş’te üyeliklerin hızla devam ettiğini, söylemleri ile engel olmamaları gerektiğini, eğer işçilerin çıkarlarını düşünüyorlarsa destek olmaları gerektiğini aktardım. Aksu neden DİSK’e gitmediğimizi sordu. Ben de kendilerine işyerimizde telefonla Kamber Başkanı aradığımızı aktardım. Kamber Saygılı’nın söylediklerini aynen aktardım, Kamber Saygılı bu telefon görüşmesinde gerçekten kendine yakışanı yapmış, ilerleyen bir süreç olduğunu ve devam etmemiz gerektiğini belirtmiştir. Bu diyaloglar da Aksu’ya aktarılmıştır. Bahsettiği gibi Liman-İş uzmanlarının söylemleri değildir ve hatta ne bana ne de diğer işçi kardeşlerimize Liman-İş uzman ya da yöneticilerinden Limter-İş ile ilgili olumsuz bir açıklama gelmemiştir, çalışmalarımız süresince Limter-İş gündemimiz olmamıştır. Aksu’ya bizzat bizim yaptığımız görüşmeyi aktardım. Ama yazısında hem konuştuklarımızı farklı aktarmış hem de sanki bu diyalogu Liman-İş uzmanları yapmış gibi aktarmış.

- Uydurmalardan bir diğeri ise “Bu görüşmeden sonra internet sitemizde bir yazı yayınladık. Uyarıda bulunduk” sözü. Tam tersi, internet sitesinde bizi ve örgütlendiğimiz sendikayı haksız ve dayanaksız yere eleştiren yazılarından sonra uyarı niteliğinde bu görüşme yapıldı.

- Sonraki yalana gelince, LCW depolarında Liman-İş’te örgütlenmemiz esnasında sendikal sebepten hiçbir işçi atılmadı. O dönem işveren yetkilileri işçi çıkarmaya çalıştıklarında bölümde arkadaşlar iş durdurarak engel oldular ve komitemizdeki arkadaşlarımızın işten çıkarma ile tehdit edilmesi üzerine sendikamız içeriden yüzlerce işçinin alkış ve sloganlarla destek verdiği bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Bu dönemde işçi çıkarılmadı ve bu eylemler sonrasında üzerimizdeki baskılar azaldı ve deponun genel müdürü komitemizi muhatap olarak kabul etti.

Tüm bu gelişmeler sendikamızın uzman ve yöneticilerinin desteği ve işçilerin inisiyatifini öne çıkarması ile oldu. Birçok bakımdan derslerle dolu bu süreçten biz çok şey öğrendik ama Aksu hâlâ ilk durduğu yerde işçinin emeğine hakaret etmekten başka bir sonuç çıkarmamış. İş kolunun değiştirilmesi olayına gelelim. İşverenler böyle bir hamle yaptılar ve Aksu sendikacılıktan bahsediyorsa bu tip oyunların sınıflar mücadelesinin doğasında olduğunu bilmelidir. İşverenin bu hamlesi karşısında sendikamız yasal sürecini başlattı. Bizlerle de konuşularak üretimin durdurulması da dahil her eylemin meşru olduğu söylendi. O dönem iş kolunun değiştirilmesi birçok arkadaşımızın moralini bozmuş, bir dağınıklığın yaşanmasına neden olmuştu. Liman-İş uzmanları ve Genel Başkan işçileri motive etti, asla örgütlenmeden vazgeçilmemesi gerektiğini ve kendilerinin her türlü katkıyı sunmaya hazır olduklarını söylediler ve bu söylemlerine uygun da hareket ediyorlar.

İş kolu değişikliğinden sonra sendika seçimine gelince Liman-İş’ten arkadaşlarla görüştük. Komitedeki tüm arkadaşlarımızla birlikte “Siz hangi sendika derseniz oraya gideceğiz” dedik. Liman-İş’ten arkadaşlarımız da bize bu kararın kendileri tarafından verilemeyeceğini, kendi önerilerinin komitenin sendikalarla görüşmeler yaparak ortak karar vermesinin daha doğru olacağını belirttiler.

4 gün üst üste toplantılar yaptık ve ilk olarak komitenin kararı olarak Sosyal-İş sendikası ile görüşme kararı aldık. Sosyal-İş Başkanı biz görüşme yaptığımız zaman genel başkan değildi. Ama tam 20 gün Sosyal-İş’le görüşmeye çalıştık, randevu taleplerimize 20 gün sonra yanıt verildi ve görüşme bizim için olumlu olmadı. Sosyal-İş Başkanı detayını merak ediyorsa komitemizle iletişime geçebilir. Ama aktarılanlar kesinlikle Aksu’nun yazdıkları gibi değildir.  Aynı şekilde diğer sendikalarımızla da görüştük ve bir karara varıldı. Bu görüşmelerin detayını komitemizin bilgisindedir, muhatap sendikalar gerek duyarsa kamuoyu ile paylaşırız.

Tüm bu süreçler yaşandıktan sonra ben işten çıkarıldım ve çıkarılmamın Liman-İş’in örgütlenmesi ile hiçbir alakası yoktur.

Son olarak iş kolu değişikliği sürecine bu kadar hakim olan Aksu’ya sormak lazım, bu bilgileri biliyordun da iş kolu değiştikten 2 ay sonra beni “Nasıl gidiyor sendikal çalışma” diye aradın.

Evet komitenin sözcüsü olduğum için tüm görüşmelerde bulunan bendim ve iş kolu değiştikten sonra biz hangi sendika ile yürümeyi tartışırken ve 2 ay sonra bir karar vermişken hiçbir şeyden habersiz Aksu beni aradı ve üyeliklerin nasıl gittiği sordu. Ben de kendisine iş kolunun değiştiğini, artık yeni iş kolundaki sendika ile çalışmalar yaptığımızı, eğer içeride kendilerinin üyeleri var ise yönlendirmelerini istedim. Aksu bu halde kendilerini ilgilendiren bir durumun kalmadığını belirtti ve telefonu kapattı. Sormak lazım, üyesi olan bir sendika aylar sonra bir telefon görüşmesi ile mi öğrenir iş kolunun değiştiğini.

Bu yazı umutsen.org adresine de gönderilmiştir. Tekrar söylüyorum, Aksu bu iddiaları ile ilgili LCW depo komitesinin karşısına çıkmalı ve ispat etmelidir. Ben bu yazıyı yazarken tüm komite üyelerimizin bilgisine ve onayına başvurdum. Şu anda Tüm LCW depo komitesi olarak şaşkınlık içerisinde olduğumuzu belirtiriz. DGD-Sen’e de çağrımız Başaran Aksu bu iftiralarını sizin adınıza yazıp çiziyorsa engel olmalısınız. LCW’de olan bir mücadele örneğidir ve her aşamasında işyeri komitesinin ve diğer tüm arkadaşlarımızın emeği vardır. Şimdi sabırsızlıkla Aksu’yu bekliyor olacağız, ona bir çift lafımız var ve yüzüne söylemek isteriz. Biz işçiyiz, sanal alemde başkasının arkasından atıp tutmayı bilmeyiz de sevmeyiz de. Herhalde bu açık çağrıdan sonra gelir ve komitemizin bir çayını içer ve hatayı düzeltir. Gelişmeleri de kamuoyu ile paylaşacağız.