​İŞÇİLERİN HAKLARI ELLERİNDEN NASIL ALINDI

Anayasa Mahkemesi uluslararası anlaşmaları ihmal etti.

Özel Güvenlik İşçi Hakları

Hukukta yaşanan başkalaştırma, emekçiler yönünden ağır darbelerin vurulduğu düzenlemelere konu oluyor. Çalışma ve sözleşme özgürlüğü; iş güvenceli çalışma hakkı, işsizlerin korunması ve işsizliğin önlenmesi, çalışma koşulları ve dinlenme hakkı, toplu iş sözleşmeli ve grevli sendika hakkı, ücrette adalet ve sosyal güvenlik hakkı gibi evrensel hak ve özgürlüklerle birlikte, emekçiler yönünden bütünlük içinde hukuksal güvence altına alınması gerekirken, tersine düzenlemelerle budanıyor.

İŞÇİLERİN ÖTGÜTLENME HAKKI DARALTILDI

Anayasal güvence altında olan bu hak ve özgürlüklerin çalışanlar aleyhine budanması, son dönemde 12 Eylül 2010 tarihli Anayasa değişiklikleri ile yapıldı, Anayasanın 51., 53. ve 54. maddelerinde oynanarak, sendika kurma, toplu iş sözleşmesi ve grev hakları, sözde iyileştirme adı altında daraltıldı. Zaten kötü olan çalışma yaşamı kuralları daha da kötüleştirildi.

İkinci kapsamlı değişiklik, Torba Yasa adıyla bilinen ve 6111 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile yapıldı. 216 asıl 18 geçici maddeden oluşan bu Yasa’nın ilk 20 maddesinde, kamu alacaklarının gecikme zammı faiz ve cezalarının affı ve ödemelerin yeniden yapılandırılması öngörülmüş iken, diğer maddeleriyle 80 ayrı yasa ve kanun hükmünde kararnamede değişiklikler yapıldı. En kapsamlı değişiklikler ise, başta İş Kanunu, İşsizlik Sigortası Kanunu, Devlet Memur Kanunu ve Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu olmak üzere çalışma yaşamına ilişkin yasalarda yapıldı ve çalışma ve sosyal güvenlik hayatına, emekçiler lehine kazanılmış birçok ilkeye olumsuz yönde müdahale edildi. Bu değişikliklerde, örgütlenme ve sendikal haklar ağır yara alırken, iş güvencesi ortadan kaldırıldı; geçici süreli, güvencesiz ve esnek çalışma teşvik edildi, düşük maliyetli işgücünün yaygınlaştırılmasının yolu açıldı, işsizlik fonuna el atıldı, çalışma güvencesi ve sosyal güvenlik piyasaya terk edildi.

GÜVENCESİZ ÇALIŞMA ANAYASA MAHKEMESİ’NCE ONAYLANDI

Hukuktaki başkalaştırma, yargıdaki başkalaştırmayla desteklendi. Siyasetin, altyapıdaki şekillenmeye uygun denetlenmesi ya da “denetimsizliği”, kriz sonrası sermaye lehine yapılacak düzenleme ve kamu müdahalelerinin yargı engeline takılmaması amaçları öne çıkan yargıda başkalaştırmanın, çalışma yaşamına olumsuz etkileri de ortaya çıkmaya başladı. Anayasa Mahkemesi, hem 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Yasasının 5754 sayılı Yasayla değişik yirmi ayrı madde ya da hükmünü hem de Devlet Memurları Kanunu’nun, memur ya da işçi statüsü dışında geçici istihdamı öngören, çalışma yaşamına ilişkin yasaların güvencesi dışında kalan ve “çalışanı tasfiye”ye dönüştürülen 4/C maddesini inceledi ve 30.3.2011 günlü toplantısında, incelediği tüm maddeleri Anayasa’ya aykırı bulmadı. Böylece, güvencesiz ve esnek istihdam Anayasa Mahkemesi’nden de onay almış oldu.

ANAYSA MAHKEMESİ ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERİ İHMAL ETTİ

Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasa’ya aykırılık savlarını “ret” gerekçeleri yayımlanmadığı için bilinmemekle birlikte, yasal düzenlemeler yapılırken dikkate alınmayan çalışma yaşamına ilişkin mevcut Anayasa hükümleri ve uluslararası sözleşmelerin, Anayasa Mahkemesince de yeterince dikkate alınmadığını ya da ilgili Anayasa kurallarının farklı yorumlanarak çalışanlar aleyhine karar verildiğini, Anayasa’nın 90. maddesindeki “usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmeler”in esas alınması ilkesinin de ihmal edildiğini söylemek mümkündür.

HUKUK EMEK DÜNYASI İÇİN GÜVENCESİZLİĞE DÖNÜŞTÜ

Anayasa’da öngörülen temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının ve birey ve toplumun yaşama egemen kılınmasının önkoşulu olan hukuk güvenliği ilkesine göre hukuk normlarının öngörülebilir olması, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesi, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınması gerekirken, hukuk, emek dünyası için güvencesizliğe dönüşmüştür. Taşeronlaştırma, düşük maliyetli, ucuz ve esnek çalıştırma, sendikasızlaştırma ve güvencesizlik, ulusal ve uluslararası sermayenin istekleri doğrultusunda hukuk kurallarıyla şekillendirilmiş, iş güvenliği ve sosyal güvenlik hukuk yoluyla ticarileştirilmiştir. Sermayenin oyunu, kuralına göre oynanırken, “sınıf temelli bakış” yaşama geçirilmedikçe de aynı hızla oynanmaya devam edecektir.

Ali Rıza Aydın