İşçiler sendikalı olup işyerinde örgütlendiğinde, toplu iş sözleşmesiyle ücret, çalışma koşulları ve sosyal haklar güvence altına alınabilir ve bu sorunlara karşı daha güçlü mücadele edilebilir.
Bir işyerine sendika kendiliğinden gelmez. İşçiler kendi aralarında örgütlenme sürecini konuşur ve e-Devlet üzerinden sendikaya üye olurlar. Daha sonra sendika yetkilileriyle görüşme sağlanır. Kanunda aranan yüzde 51 veya ilgili durumda yüzde 40 çoğunluk sağlanarak sendika yetki aldığında, toplu iş sözleşmesi süreci başlar ve işçiler örgütlü bir şekilde sendikal haklarını kullanırlar.
Ülkemizde işçilerin yaşadığı düşük ücret, ağır çalışma koşulları, mobbing, uzun çalışma süreleri ve iş güvencesi gibi sorunlar her gün tartışılıyor. Ancak bu sorunların büyümesinin en önemli nedenlerinden biri, işçilerin yeterince örgütlü ve sendikalı olmamasıdır.
Ne yazık ki ülkemizde birçok işçi sendikalara üye olmuyor, örgütlenme hakkını kullanmıyor ve sendikal mücadelenin içerisinde yer almıyor. İşçiler bireysel iş sözleşmeleriyle çalışma hayatındaki sorunlarını tek başlarına çözmeye çalışıyor. Bu durum işveren karşısında işçinin pazarlık gücünü zayıflatırken işverenin elini güçlendiriyor.
Oysa işçilere sendikaya üye olma, örgütlenme ve toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakkı tanınmıştır. İşçiler örgütlendiğinde ve sendika işyerinde gerekli çoğunluğu sağlayarak yetki aldığında; ücretlerden sosyal haklara, çalışma sürelerinden izinlere, primlerden diğer çalışma koşullarına kadar birçok konu toplu iş sözleşmesiyle düzenlenebilir.
581 Güvenlik Koruma-İş Sendikası olarak sürekli söylediğimiz şudur:
İşçilerin çalışma hayatındaki birçok sorunu yalnızca bireysel mücadeleyle çözmesi oldukça güçtür. Kalıcı ve güçlü kazanımların yolu, işçilerin bir araya gelmesinden, sendikal örgütlenmeden ve toplu iş sözleşmesinden geçmektedir.
Özellikle özel güvenlik sektöründe çalışan yüz binlerce işçi örgütlü hareket ettiği takdirde sektörün çalışma koşulları üzerinde çok daha güçlü bir söz sahibi olabilir. Özel güvenlik işçilerinin büyük çoğunluğunun sendikalarda örgütlenmesi; ücretlerin ve sosyal hakların geliştirilmesi, taşeron sisteminden kaynaklanan sorunların gündeme taşınması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi açısından önemli bir güç oluşturacaktır.
Araştırmalarda da sendikalı çalışanların ücretlerinin sendikasız çalışanlara kıyasla daha yüksek olabildiği görülmektedir. Ancak bu fark ülkeye, sektöre, döneme ve kullanılan hesaplama yöntemine göre değişmektedir. Bu nedenle tek ve değişmez bir yüzde üzerinden değerlendirme yapmak yerine, sendikal örgütlenmenin işçilerin toplu pazarlık gücünü artırdığı gerçeğine odaklanmak gerekir.
İşçiler yalnızca sorunlarını anlatmakla yetinmemeli; örgütlenme hakkını kullanmalı, sendikal faaliyetlere katılmalı ve toplu iş sözleşmesi hakkı için mücadele etmelidir.
Düşük ücretlerden, çalışma koşullarından ve işyerindeki sorunlardan şikâyet ediyorsak, çözüm için bize tanınan örgütlenme hakkını da kullanmalıyız.
Sendikalı olmak yalnızca bir sendikaya üye olmak değildir. Sendikalı olmak; işçinin kendi çalışma koşulları ve geleceği üzerinde söz sahibi olmasıdır.
Örgütlü işçi güçlüdür.
Toplu iş sözleşmesi işçinin pazarlık gücüdür.
ÖZEL GÜVENLİK İŞÇİLERİNİN BÜYÜK BİR BÖLÜMÜ DÜŞÜK ÜCRETLERDEN, ÇALIŞMA KOŞULLARINDAN VE MOBBİNGDEN ŞİKÂYET EDİYOR, SÜREKLİ DERT YANIYOR.
Ancak sadece şikâyet etmek doğru değildir.
Neden mi?
Çünkü kanun, özel güvenlik görevlilerine ve diğer tüm işçilere haklarını geliştirebilmeleri için sendikal örgütlenme ve toplu iş sözleşmesi hakkı vermiştir.
Eğer bireysel iş sözleşmenizden kaynaklanan ücretiniz ve diğer çalışma haklarınız yeterli değilse, sendikaya üye olursunuz. İşyerinde gerekli çoğunluk sağlanır ve sendika yetkiyi alırsa, toplu iş sözleşmesi yapılır. Ücretlerin yükseltilmesi, sosyal hakların artırılması ve işyerindeki sorunların çözümü için toplu şekilde mücadele edebilirsiniz.
Ama biz ne yapıyoruz?
Sendikal hakkımızı kullanmıyoruz, örgütlenmiyoruz; sonra da “İşveren bize daha yüksek maaş versin, devlet yeni kanunlar çıkarsın, haklarımızı artırsın.” diyoruz.
Tamam da önce şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor:
Kanunun sana verdiği mevcut hakkı kullanıyor musun ki daha iyi haklar istiyorsun?
Kanun sana örgütlenme hakkı vermiş.
Kanun sana sendikaya üye olma hakkı vermiş.
Kanun sana toplu iş sözleşmesi yapma hakkı vermiş.
Bu hakları kullanmadan yalnızca düşük maaştan ve kötü çalışma koşullarından şikâyet etmek çözüm değildir.
Önce kanunun verdiği hakkı kullanacağız, örgütleneceğiz ve hakkımızı birlikte arayacağız.
Bir işyerine sendika kendiliğinden gelmez. Sendikayı işyerine getirecek güç işçilerin birlik ve beraberliğidir. İşçiler kendi aralarında konuşur, örgütlenir ve e-Devlet üzerinden sendikaya üye olur. Üye sayısı arttıkça işçinin işveren karşısındaki toplu gücü de artar.
Düşük maaştan, mobbingden, fazla çalışmadan, elden ödemeden ve sürekli işten çıkarılma kaygısından şikâyet ediyorsanız yalnız kalmayın, örgütlenin!
Bugün sadece şikâyet etmek yerine hakkınız için ilk adımı atın. Sendikaya üye olun, iş arkadaşlarınızı da üyeliğe davet edin ve işyerinizde örgütlenin.
Çünkü tek bir işçinin sesi duyulmayabilir; yüzlerce işçinin ortak sesi görmezden gelinemez.
Abdurrahman KONYAR
İŞ Hukuk İşçi Hakları
581- G üvenlik Koruma-İş sendikası 0850 380 00 04 - Ofis 0541 885 04 04