İhtiyari arabuluculuğun derhal kaldırılmasını talep ediyoruz

İşçilerin ekonomik çaresizliğinden ve işsiz kalmanın oluşturduğu psikolojik baskıdan yararlanılmasına imkân veren uygulamalar karşısında sessiz kalınmamalıdır.

İŞÇİ-SENDİKA - 06-10-2026 18:07

Türkiye’de uygulanan ihtiyari arabuluculuk sistemi ne yazık ki giderek işçiler açısından bir haksızlığa, sömürüye ve hak arama yolunun önünün kapatılmasına dönüşmektedir.

Bugün ülkemizde işçilerin büyük bir bölümü zaten ağır ekonomik koşullar altında yaşamaktadır. İşçi aldığı ücretle geçinmekte zorlanmakta; kirasını, faturalarını, çocuklarının ve ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılamak için mücadele etmektedir. Böyle bir ortamda işten çıkarılan bir işçi, bir anda gelirini kaybetmekte ve büyük bir ekonomik çaresizliğin içine düşmektedir.

İşte tam da böyle bir zamanda işveren işçiyi çağırmakta, işçinin hak ve alacakları gerektiği gibi araştırılmadan ve hesaplanmadan ihtiyari arabuluculuk sürecine götürülmekte, önüne birtakım evraklar konularak anlaşma yaptırılmaktadır.

Burada iki ayrı haksızlık ortaya çıkmaktadır.

Birincisi; işçinin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntı, geçim derdi, işsiz kalma korkusu, çaresizliği ve işten çıkarılmanın yarattığı ani psikolojik durumdur. İşçi o anda geleceğini değil, evine götüreceği parayı düşünmektedir. İşveren ise işçinin içinde bulunduğu bu zor ekonomik ve psikolojik durumdan yararlanabilecek konumdadır.

Geçinemeyen, işsiz kalan ve ailesinin geçimini düşünmek zorunda olan bir işçinin önüne para konularak haklarından vazgeçmesinin istenmesi gerçek anlamda eşit şartlarda yapılmış bir anlaşma olarak görülemez.

İkinci önemli sorun ise avukatlık ve arabuluculuk mesleği açısından ortaya çıkan haksızlıktır.

Yaptığımız araştırmalarda ve avukatlarla yaptığımız görüşmelerde, bazı işverenlerin çok sayıdaki ihtiyari arabuluculuk dosyasını sürekli olarak aynı arabulucular üzerinden yürüttüğüne ilişkin ciddi şikâyetlerle karşılaşmaktayız. Bir şirketin yüzlerce, hatta binlerce işçi dosyasının sürekli belirli arabuluculara gitmesi, diğer arabulucular ve avukatlar açısından da dosya ve iş dağılımında ciddi bir adaletsizlik meydana getirmektedir.

Bir tarafta sürekli aynı şirketlerden ve işverenlerden dosya alan arabulucular bulunurken, diğer tarafta dosya alamayan ve mesleğini yapmakta ekonomik olarak zorlanan çok sayıda avukat ve arabulucu bulunmaktadır.

Dolayısıyla burada yalnızca işçi açısından değil, avukatlar ve arabulucular arasındaki iş ve dosya dağılımı açısından da haksız bir durumun ortaya çıktığını düşünüyoruz. Dosyaların belirli kişiler üzerinde yoğunlaşması, mesleki rekabet ve adalet açısından mutlaka ele alınmalıdır.

Bu nedenle başta TÜRK-İŞ Konfederasyonu, HAK-İŞ Konfederasyonu ve DİSK olmak üzere Türkiye’deki tüm işçi sendikalarına ve Türkiye Barolar Birliği’ne çağrımızdır:

İhtiyari arabuluculuk sisteminde yaşanan bu sorunlar artık görmezden gelinmemelidir.

İşçinin zaten ekonomik olarak gücü yoktur. İşçiler geçinememekte, işlerini kaybetmekten korkmakta ve işten çıkarıldıklarında daha büyük bir ekonomik çaresizliğin içerisine düşmektedir. Sendikalaşmanın önündeki en büyük engellerden biri de işçilerin işten çıkarılma korkusudur. Bu nedenle işçinin tek başına böyle bir sistem karşısında mücadele etmesini beklemek doğru değildir.

Bu sorunun çözümünü sendikalar, konfederasyonlar, Türkiye Barolar Birliği ve ilgili kurumlar birlikte ele almalıdır. Konu sürekli kamuoyunun gündeminde tutulmalı ve gerekli kanun değişikliğinin yapılması için girişimde bulunulmalıdır.

İşçinin ekonomik çaresizliği üzerinden haklarından vazgeçirilmesine, hak arama yollarının kapatılmasına ve emeğinin karşılığının elinden alınmasına artık son verilmelidir.

İhtiyari arabuluculuğun mevcut haliyle işçi açısından bir sömürü ve hak arama yolunu kapatma yöntemine dönüşmesine izin verilmemelidir.

Bu nedenle ihtiyari arabuluculuk uygulamasının derhal kaldırılmasını, gerekli kanun değişikliğinin yapılmasını ve işçilerin hak arama özgürlüğünü güvence altına alacak adil bir sistem oluşturulmasını talep ediyoruz.

Bu haksızlığa, sömürüye ve işçinin çaresizliği üzerinden kurulan bu düzene artık “dur” denilmelidir.

ÖZEL GÜVENLİK İŞÇİ HAKLARI PLATFORMU

Abdurrahman KONYAR

Günün Diğer Haberleri